BLOG

Medeniyet, Uygarlık ve Türkler

Yazar :  | 

Medeniyet, Uygarlık ve Türkler

 

Asya’nın ortasında Baykal ve Balkaş, Issık göllerini, Ala Tau (Tanrı dağlarını) ve en eski yerleşim bölgesi olan Yedi Su’yu da içine alıp kucaklayan ve Hazar Denizine kadar uzanan bugünkü Altay, Tuva, Kazakistan ve Kırgızistan toprakları, ilk yazının ortaya çıktığı yerlerdir.

Mağara resimleri ve Sıntaşlar“dan (anlam ifade eden heykelcik) sonra piktogramlar (resim vasıtası ile düşünceyi belirten yazı) 20.000 yıl önce, petroglifler (Kaya resimlerinin değişmiş ve yazılardaki sembol şekillere dönüşmüş biçimi ) 15.000 yıl önce, tamgalar (ilk harf sembolleri) 10.000 yıl önce, harfler ve sonunda alfabeye geçişin dünyada ilk örneklerinin olduğu yer Türkistan topraklardır.

 

İki haftada dünya karardı, uygarlık ışıyacaktı ama…

 

Bundan 75 bin yıl önce Endonezya’nın Sumatra Adası’nda bulunan Toba Volkanı patladı. Altı santim kül tabakası, Güney Asya’yı, Hint Okyanusu’nu, Arap Yarımadası’nı ve Güney Çin Denizi’ni kapladı. Taşlar, kayalar eridi. Güneş ışınlarının önü kesildi. Dünya 6 yıl süren karanlığa gömüldü. Asya’dan Avrupa’ya çok uzun süren bir kışa mahkum olduk. Yüz metreyi aşan buzullar kapladı her yeri. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi: Yağmurlar, akarsular, bitki örtüsü, canlı türleri tahrip oldu. İnsanlık, kıtlık ve açlıkla, çetin bir savaş içinde kaldı.

Yaşamı zorlaştıran bu atmosferde, dünya nüfusu da 60 milyondan 2 bine düştü. Yani türemek için yaklaşık 500 rahime (anaya) düşmüştü insanlık.

Derken bir gün güneş yeniden doğdu. Ve yaklaşık 10 bin yıl önce de buzullar eridi, kıtalar içinde büyük iç denizler oluştu. Hayat yeniden yeşermeye başladı. Bu göller ve iç denizler etrafında şehirler, köyler kuruldu.

Ve binlerce yıl sonra bugünkü Rusya’nın Kazan kentinde bir GEMİ BAĞLAMA YERİ bulundu.
Rahmetli Kazım Mirşan da bu bilgiden hareketle o iç denizlerin izini sürdü ve hayali olarak yerlerini tespit etti. Bu neden önemli idi.?

Çünkü insan kendini arıyordu. Bulacağı yerleri bilmek istiyordu. Ve Mirşan’ın tespitlerine göre hayat ve uygarlık, işte bu iç denizlerin kıyılarında yeşermişti.

İncelendi ve görüldü ki, Asya’daki tarihi kentlerin tamamı bu iç deniz kıyılarında idi (Baykal, Hazar, Taklamakan vb). Elbette atalarımız, Türkler de oradaydı.
Denizlerin kapladığı alanların altında hiçbir uygarlık kalıntısı bulunmadı.

Son Buzul Çağı’nda Asya’nın görünümü (Kazım Mirşan tarafından yapılan çalışmadır.)

Bugünkü Anadolumuz’da da durum aynı idi.

 

Mesela Tuz Gölü de 10 bin yıl önce başlayan erimelerle oluşan büyük bir iç denizdi. Ve onun hemen altında ÇATALHÖYÜK var. Yani iç denizin kıyısında bir uygarlık daha…

Ve daha ilginci, İskenderun ve Saroz körfezleri de o zamanlar, bugünkünden 120 metre fazla suyla kaplı, denizin altında idi. Zamanla sular çekilirken tuz gölü ufaldı, bu körfezlerimiz de ortaya çıktı.

Türkler sahne alıyor

Bir dönem Türkistan olarak adlandırılan; Hindistan’dan Sibirya’ya Karadeniz’den Doğu Asya’ya Himalayalara kadar uzanan bölgede, uygarlığımızın ilk izleri de yine bu iç deniz kıyılarında ortaya çıktı.

Alatau sıradağlarımız,  7439 metrede Tengri dağımız var. Burada 5 bin Mt üzerinde 100’den fazla tepe var.
Balkaş, Aral, Baykal gibi Issık Gölü de ilk izlerimizin bulunduğu bir alan.
Yani son buzul çağından sonra, insanın hayat bulması için su dahil onlarca kaynağa sahip bir kuşak üzerinde yaklaşık 40 milyon km2. (Avrupa dahil 50 milyon Km2)

Mirşan’ın tespitlerine göre; işte bu coğrafyada medeniyetimizin ayak izlerinin 4 ana merkezi var:

İlki; 40 bin sene önce insan yerleşiminin olduğu Afganistan’daki Kara Kamar.

İkincisi; Kazakitan’daki Tamgalı Sayı vadisi,

Üçüncüsü; Kırgızistan’daki Saymalı Taş, yani Nakışlı Taş ve

Dördüncüsü; Yenisey’daki Uluğ-Kem bölgesi.

İşte bu 4 bölgedeki; kaya resimleri, resimli semboller (piktogramlar), yazıya geçişi gösteren tamgalar (Petroglifler) ve ilk yazıtlar, bizleri gösteren değerlerimizdir.

 

bir görüş bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

antalya haber eve nargile antalya temizlik işleri