Genel

Türkler, Tarihte “yancı” mı?

Yazar :  | 

Tarihimiz hakkında gerçeklere ulaşmak için malesef hurafelerle de uğraşmak zorundayız. es-önüg olarak Mu Kıtası…

Batının tarihçileri ve esoterik araştırmacılar; Mu kıtasında 70 bin yıl önce tek tanrılı bir din vardı. 64 milyon nüfuslu kıtada tek tanrılı veya reakarnasyon inancı ile yaşıyordu diyerek ortaya çok “ciddi” savlar koydu.

ve…

Türkler de dahil tüm medeniyetler buradan yayılmıştı. Acaba?

Bakın hikaye şöyle

1880’lerde, İngiliz Albay James M. Churchward Hindistanda’ki budist tapınağında, Rishi adlı bir rahipten Naakall Tabletleri’ni gördü. İddia o ki, 15 bin yıllık sanılan bu tabletleri okudu. Ve MU efsanesi başladı.

AMA BİZZAT BAŞRAHİP RİSHİ TARAFINDAN ÖĞRETİLEN VE TABLETLERİ ÇÖZEN ALBAY DIŞINDA HERHANGİ BİRİ BUNLARI GÖRMEDİ.

Ayrıca, Rishi’nin Churchward’a, binlerce yıldır sır olarak saklanan tabletleri niçin gösterdiği de bilinmiyor. Fakat, Rishi’nin kendisi anlam peşinde koşan bir inisiye-seçilmiş, Albay Churchward ise Ezoterik doktrini bünyesinde yaşatan bir diğer “kardeşlik” örgütüne, Masonluğa üye.

Mu hakkındaki 2.kanıt olarak; Amerikalı Jeolog William Niven’in 1921-23 yılları arasında Meksika’da ortaya çıkardığı tabletler gösteriliyor. 11-12 yıl önce yazıldıkları söylenen 2600 dolayında tabletler…

Ve Albayımız Churchward Meksika’ya gitti ve Tibet’te öğrenmiş olduğu Naacal diliyle yazılı olduklarını iddia ettiği Meksika tabletlerini çözdü?


Güya, Tibet tabletlerinde eksik kalan bilgilerini Meksika tabletleri ile tamamlayan Albay Churchward, batık uygarlık Mu hakkında büyük yankılar getiren kitabını yazdı.

Ve başlayan varsayımlar

Olaylar, olaylar!

Ardından şu temel hikaye yazıldı:

Yaklaşık 12-15 bin yıl önce gerçekleşen tufanda MU kıtası battı. Kurtulabilenler, güya bugünkü medeniyetin beşiğini oluşturan Mısır, Mezapotamya, Hindistan ve Güney Amerika’daki çeşitli bölgelere yerleşti ve Allah yüzümüze güldü.

Ayrıca Japonların çektiği iddia edilen, pasifikte su altında bulunan bir takım kalıntılar dışında kayda değer bir şey YOK.

Ama ortalık MİT ve EFSANELERDEN geçilmiyor: Küresel çapta korkunç bir travma, bunun dinsel öyküleri, yaklaşan felaketler, Altın Çağlar, Demir Çağları, Kıyamet ve yeniden Altın Çağa ulaşma hayalleri…Güya içinde yaşadığımız yıllar kıyamte-uyanışa gebe felaketler dönemi… 

Fakat hemen belirtelim, MU olayına bilimsel yaklaşan kim oldu dersiniz?

Büyük insan; Atatürk, “Türk Tarih Tezini” hazırlarken, konuyla ilgili araştırmaları sürdürmesi, Türklerin kökenleri ile Mu Uygarlığı arasındaki bağlantıyı araştırması için Tahsin Mayatepek’i Meksikaya gönderdi. Ve ortaya büyük benzerlikler çıktı. Fakat Atatürk’ün bilimselliğinde kimse konuyu bugüne kadar aydınlatamadı.

MU kimin ellerinde?

Maalesef, MU konusuna bugün; en çok Ezoterizme* inanan batılı tarihçiler ile bunları takip eden tarihçi-araştırmacı hibrid-melez adamlar sahip çıkıyor.

Temel önermeleri: Tarih ve medeniyet yolculuğunda, MU-ATLANTİS-MAYA-AZTEK-MISIR-SÜMER-YUNAN-AVRUPA zincirini tamamlamak.

YA TÜRKLER nerede?

Bazı batılı alimlerin tespitlerine rağmen Türkleri; okey oyunundaki “yancılar” gibi gösteriyorlar: Barbar, işgalci….

Sır birilerine verilecekse onlardan biri Kazım Mirşan’dı


Bu temelsiz iddialara cevap veren yine bir Türk Evladı oldu: Rahmetli Kazım Mirşan.

O, Atatürk’ün temel tarih tezinin büyük oranda kanıtlanmasına yol açmıştır.


Sürekli Allah’tan-Tanrı’dan alemin sırlarını aldıklarını öne süren Esoterizmin kahramanlarının elinde bir takım işaret ve sembolden başka bir şey yoktur.

Oysa; Atatürk’ün izinden giden araştırmacı Rahmetli Kazım Mirşan göstermiştir ki, yazının, alfabenin, uygarlığın oluşumunda atalarımızın büyük bir payı vardır.

Hem de Mu ve Atlantis denilen uygarlıklardan önce…

Üstelik Mirşan, atalarımızın, medeniyetin taşlardaki izlerini okumuş, anlamlandırmıştır. Okey de “yancı” değiliz yani…

İşte, Kültür Akışı’nda aktarmaya çalışıyoruz.

Elbette bunlar da detaylı araştırmalara muhtaçtır.

Atalarımızdan öğrendiğimiz şudur: Allah yetki devretmez, sorumluluk verir.

Dünya kültür mirası genç araştırmacıları beklemektedir.

Not: Ezoterizm, bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara inisiyasyon (öğreti) yoluyla öğretilmesidir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir.
Ezoterizm, farklı kaynaklarda “içe yönelik anlam ve ileti” manasında da kullanılmaktadır.

Ne acıdır ki, şu an piyasada; Atatürk gibi kutsal değerlerimizi kullanarak kendini “üstad”ilan edenler dahi vardır.

bir görüş bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

antalya haber eve nargile antalya temizlik işleri