BLOG

Türklerin Kainat ve Hayat Anlayışı

Yazar :  | 

Kainat ve hayat anlayışımız nedir, nereden gelir?

Bir Orta Asya dili olan Ön-Türkçe’de her TAMGA bir hece’dir ve bir kavram ifade eder, aynı zamanda bir harftir.

ON-OĞ Kavramı, Tanrı’nın Ruhu tarafından yaratılan kutsal insan ve insanoğlunun anlamını taşıyandır.

Türkler bu yüzden kendilerine ON-OĞ – KUTSAL KİŞİ derler. ON aynı zamanda Kainat (Alku) demektir. Yani insan, eşref-i mahlûkat’tır. En şerefli yaratıktır.

ON-OĞ, Tanrı katında sanki uyku halindedir, buna UYU-USUK denir. Bu kelime bugün UYUŞUK haline kullanılmaktadır.

ON-OĞ (kutsal kişi) yeryüzüne inince yukarı yani kainatla bağlantısını unutur. Sadece OĞ (kişi) olur. OĞ, zekayı anlar. Türklerin kendilerini tanıttığı ilk isimlerden OĞUZ kelimesi de bilge insanları kasteder.

ON-OĞ, yeryüzüne inip, maddeye bürünürken (Ete Kemiğe Büründüm, Yunus Diye Göründüm de olduğu gibi) OZ’laşır. Yeni bir hal alır.

Türklerde OT-OZ kavramı da bunu özetler; OT ateşiyle pişirildikten ve test edildikten sonra OT-OZ olur.

Yani pişmesi gerekir. Bunun için OT’la (OD), ATEŞ’le imtihan edilir, yani zor şartlarda yaşamak durumunda kalır, sonunda OT-OZ olur.

ON Kavramı, Türk mitolojisinde, tüm yaratım sistemi (Kainat-Kozmoz) olarak adlandırılır.

Erken Türkler, “düzenli bir bütün (küllî nizam)” olarak düşünülen kainata OL-ONİ derlerdi. Bu ifadede OL kelimesi DÜNYA, ikinci ON kelimesi de KOZMOS anlamındadır.

Galaksilerin her biri bir ON’dur. Kozmik bir yapısı vardır, ancak canlı bulunmaz. Canlı bulunan sistemlere ÖC-ONON (ACUN, DÜNYA) denir. Eski Türkler, içinde canlı olan 5 aleme inanırlardı.

Yani DÜNYA dışında 4 galakside daha hayat bulunduğunu düşünürlerdi. Bizim ÖC-ONON’umuz, Samanyolu On’daki Güneş sistemidir.

Türkler, EVRENSEL kelimesinin karşılığı olarak HERŞEYİ İÇİNE ALAN mânâsındaki ALKU kelimesiyle ON’u birleştirip ALKU-ON yapmış, bunu da KAİNAT, MÜKEVVENAT anlamında kullanmışlardır.

Bugün tarihimizi, medeniyetimizi anlarken, taşa vurulmuş sembol ve yazıları çözümlerden, Türklerdeki iki önemli tanımı da bilmek gerekir:

Biri, TANRI’ya erişmek için canın bedenden ayrılması, atılması anlamında olan AT’tır.

İkincisi de Tanri, Tutku, Yaradan anlamındaki ÖK Kavramıdır.

İşte bu ÖK kavramının doğru okunamaması ve anlaşılamaması, Türklerin uanlış tanımlanmasına da yol açmaktadır. Şöyle ki;

Ön-Türkçe’de iki tane ‘k’ harfi vardır: Birincisi bildiğimiz ‘ka’dır. Diğeri ‘ök’ diye okunur.
Ama bu asla “kök” olarak okunamaz. Kök yazmak isteseydiler, Ka’yı koyarları başına. Öyle yazmamış atalarımız. Buraya başka bir harf koymuş. Bu ya ‘ök’tür ya da ‘ük’tür.

Bu kelime Orhun yazıtlarında bir tek yerde geçiyor. Bunu ‘köktürk’ diye okuyorlar. Bu halbuki bu ‘Ökük Türkük’tü. ‘Ök’ Rab demektir. Yani Rab Türk’ü diyor atam.

 

bir görüş bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

antalya haber eve nargile antalya temizlik işleri